Philip Martin’den güzel bir makale:

Howard Chandross’la bir kez koz damı dışarda şleme gelmiştik, bizim için alışılmadık derecede iyi bir kontrattı. Howard 5 saniyede batıverdi, neden o kadar hızlı oynadığını sorduğumda “Bir tahminden ibaretti, düşünmek hiçbir işe yaramazdı.” diye cevapladı.

Howard’ın fikrine saygı duymalıydım. Şahsen ben, hiçbir zaman biraz daha düşünmenin faydası olmayacağını düşünmedim. Oysa keşke düşünseydim dediğim çok oluyor; ortaklarım, takım arkadaşlarım, rakiplerim, hatta bazı direktörler de aynı fikirde.

Örneğin, bölgesel Swiss takımlar şampiyonasının son elindeki dam arayışımı anlatayım. El ne kadar sürdü emin değilim, ancak kendi rekorumu kırdığımdan eminim. Eğer turnuvayı kazanma ihtimalimiz olsaydı daha güzel bir hikaye olurdu; ancak iki takımın da matematiksel olarak kazanma şansı kalmamıştı.

A64
K52
A102
KJ103

K72
A83
KJ95
AQ7

Deklerasyon: 1NT – 4NT – 6NT

Ortağım Karen McCallum’du, rakipler dünya çapında olmasalar da gayet iyi oyunculardı. Bridge World dergisinin düzenli okuyucularıydı.

Batı karo 3’lüsünü çıktı. Yerden 10’lu koydum ve kazandım. Kimse bu sekansa dam altından çıkmayacağı için “Doğuya karo pası atıyorum” diyerek claim edebilirdim, ancak önce dağılım hakkında ne öğrenebileceğimi görmek istedim. 4 tur trefl çektim, 3.ye batı bir kör attı, 4.ye ikimiz de kör attık. Ardından yerden kör oynadım, doğu 10 koydu ve bıraktım. Doğu küçük kör ile çıktı, tek kalan asım ile aldım ve batı dam verdi. Sonra AK piki, ardından kör ruayı çektim, buna batı bir pik attı. Anlaşılan batı şöyle bir elle başlamıştı:

?xxx – Qxxx – xxx – xx

Ardından as karoyu çektim ve bir karo daha oynadım, doğu küçük verince şaşırdım, anlaşılan batı şöyle bir elle başlamıştı:

QJxxx – Qxxx – xx – xx

Garip olan doubleton’dan küçük karo çıkmış olması değil, sonuçta şleme bu tarz yanıltıcı ataklar yapılabiliyor. Garip olan üçüncü trefle önce kör yemiş olması, eğer 4lü körüm olmadığından emin olsa bu iyi bir oyun olurdu, elleri saymamı zorlaştırırdı, ama onun elinden bakınca bende şu el olabilirdi:

Kx – Axxx – KJx – AQxx

Ki bu durumda kör attığında oyunu yaptırıyordu.

Pasif trefl atağı dururken Qxx’ten karo çıkması mümkün değildi, ama 5-4-2-2’den kör atması da bir o kadar imkansızdı. Önümde ikisi de %100 bariz, ama birbirine zıt olan iki opsiyon vardı. Nasıl oynarsam oynayayım, eğer batarsam tam bir aptal gibi gözükecektim. Maç sonunda konuşulacakları duyabiliyordum:

+ “Kabağa battın, yani batı nasıl olur da ………….. ? Çok barizdi.”
– “Bunun farkındayım, ama nasıl olur da ………………. Benim seçimim de bir o kadar netti.” diye cevap verecektim.

Tam bu noktada takım arkadaşım en basit eli bile gereğinden fazla düşünerek nasıl karmaşıklaştırdığımdan bahsedecekti. Siz de bu tuzağa düşmemek için daha fazla okumadan cevabınızı seçin, hatta bir kenara yazın ki okudukça fikrinizi değiştirme fırsatınız olmasın.

Genel olarak bir oyuncu ne kadar az şey biliyorsa hata yapma şansı o kadar yüksektir, başka bir deyişle kötü bir atak dummy’i göre göre kötü bir defostan daha muhtemeldir.

Ama bu elde durum bu değil, Qxx’ten atak akla bile gelmez, tam bir bilgisizlik göstergesi. Kör atması ise tamamiyle düşünmeden oynama, analiz eksikliği. Bence batının bir bilgisizlik hatası yapması daha imkansızdı. Ayrıca Bridge World dergisi okuyucusu olarak okuduğu makaleler sonucu yanıltıcı kör defosu ona cazip gelmiş olabilirdi.

Bunun yanı sıra, kötü bir atak, her ne kadar çok garip olsa da, tek bir garip olaydı. Diğer ihtimal ise daha uzun bir senaryoydu: İki boştan küçük atak edecek, sonra 5-4 majörden kısasını atıp beni yanıltmaya çalışacak, 4lü körüm olsa oyunu yaptıracağını göremeyecek ve ilk lövede doğu 10lu karoya dam koymamış olacak. Bu ihtimaller tek tek bakıldığında kötü bir ataktan daha muhtemeldi, ancak hepsinin birlikte gerçekleşmiş olması hala kötü bir ataktan daha mı olasıydı?

Karen ve doğu masayı terk etmişlerdi bile, biraz ilerde sohbete başlamışlardı, bir süre sonra batı da onlara katıldı. Çok geçmeden diğer masa da onların yanına gitmişti ve skorları karşılaştırmaya başlamışlardı, yaptığım ve battığım iki durum için iki farklı skor bile hesaplamışlardı.

Bir süre sonra tüm masalar oyunu bitirmişti, tüm skorlar girilmişti. Ben kafam avuçlarımın arasında tek başıma masada oturuyor, batının kağıtlarını yanlış dizmiş olma ihtimallerinin hepsinin üzerinden tek tek geçiyordum. Turnuvanın son boardu olduğu için direktörler sorun çıkarmadılar, Karen onlara durumu açıkladı ve onlar da turnuva sonucunu iki muhtemel skora göre hesapladılar.

Caddy geldi ve oynanan boardları topladı, bir süre sonra tekrar gelip masa numarasını ve hangi tur masada kimlerin oynayacağını gösteren kağıtları da aldı. Bir süre daha sonra masaları ve sandalyeleri katlamaya ve toplamaya başladılar, sağolsunlar benim sandalyemi almadılar. Son durumda tek başıma salonun ortasında bir sandalyede oturuyordum, 7 oyuncu ve 3 direktör de kenarda beni bekliyorlardı, kalan herkes evine gitmişti. Sonunda ayağa kalkıp “Rua” dedim.

Dalga geçer bir şekilde “Tebrikler” dedi direktör, “Tam yaptınız, turnuva 3.sü oldunuz”

“Sonunda çözeceğinden emindim dedi” Karen, “Sonuçta 5 tane piki olsa neden kör atsın ki?”

***Teşekkürler Sarper.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s